28 Ekim 2009 Çarşamba

... And The Oscar Goes To...


                                                                                                                  .... Slumdog Millionaire!


Hiç Kimseye Yaranamayan Adam: Kazım



          Ya ne garip adam şu Kazım! Hani şu bir türlü olduramayan adamlardan. Bu sezon Daum'un üzerine titrediği adam. Derbiden sonra bir toplantıda Daum, Kazım için "O'nu soyunma odasında hep yalnız otururken görüyordum. Nedenini sorduğumda -beni hiç kimse benimsemedi, kimse beni sevmiyor - demişti..." gibisinden şeyler söyledi.

         Doğrudur, biraz arıza bir adam. Bu sezon daha birkaç hafta öncesinde yedek kulübesinin arkasında bulunan taraftarlarla küfürleşmiş, tribünle arasına bir odun daha koymuştu. Ancak önce S.Bükreş ardından Galatasaray maçlarındaki mücadeleci oyunuyla tekrar kendini bulmuştu. Ve yine Galatasaray maçında oyundan çıkarken bu kez tüm stat ayakta alkışlıyordu. O da alkışlarla tribünlere cevap vermiş ve birkaç hafta önce taraftarlarla sinirlerin gerildiği o yedek kulübesine mutlu mesut bir şekilde gelmişti ki bu kez yedek kulübesinin arka tarafında bulunan babası yanına çağırdı ve bir güzel fırça attı! Neden olduğunu da kestiremedim. Kazım'ın ifadelerine bakılırsa o da kestirememiş olmalı.

         Sen ne bedbaht bi adamsın Kazım?! Hiç bir şeyin tam olmayacak mı senin?

Total Football? No, That Was Totally Crap!



           Evet, derbideki futbol Galatasaray adına tam bir felaketti. Gittikçe Hasan Şaş'a dönüşmekle eleştirilen Arda Gökhan-Mehmet-Cristian üçgeninde topları ezmekteyken diğer kanatta Galatasaraylılar'ın belki de Arda'dan daha fazla güvendiği isim Keita'nın kaderi Carlos-Vederson-Emre üçlüsünün elindeydi. Galatasaray aradığı Elano'ya bir türlü ulaşamıyor, Nonda'dan da bihaberdi. Ayhan Akman ise kendi taraftarlarına yeni küfürler icat ettirme derdindeydi sanki.

          Tam da bu noktada hiç sevmediğim bir şey yapıp istatistiki bir bilgi vereceğim. Galatasaray %54 topa sahip olma oranı ile oynamış ve (inanılmaz ama gerçek) bu oranın 5'te biri boyunca top 1 oyuncuda kalmış: Ayhan Akman! Evet, bu derbide taraftarını belki de en çok çıldırtan adam maç boyunca toplam 4 dakika 35 saniye topla oynamış! 3-1 galip gelen Fenerbahçe'de topla en çok oynayan kişi ise Vederson (2dk.24sn.). (Korkmayın Alex'i bu işe karıştırmayacağım.)

          Peki maç boyu 1 asist 1'i isabetli 3 şut ve 3'ü isabetli 7 orta açan Vederson'dan neredeyse 2 kat daha fazla topla oynayan Ayhan takımına ne yönde katkı yapmış olabilir? Ayhan 3 top çalma ve 4 top kaybetme ile oynamış. Vederson ise 4 top çalma 1 top kaybetme! Ayhan kaleye bir şut çekti onu da kalede canı sıkılmış olan Volkan "Puma" tarzı sıçramasıyla rahat bir şekilde tuttu. (Muhtemelen "Derbi Fotoğrafları" galerilerinde benim de güzel bir fotoğrafım olsun dedi ama ben o fotoğrafa rastlayamadım malesef. Galiba artık gazeteciler daha akrobatik hareketler bekliyor Volkan'dan.)

          Ayhan ne yaptı da bu kadar süre ayağında topu tutabildi? Aslında bu sorunun cevabı çok basit. Fenerbahçe'nin kademeli savunma anlayışı Arda ve Keita'yı kilitleyince bu ikili ya topları kaptırdı ya da gerilerinde bekleyen Ayhan'a verdi. Özellikle ikinci yarı, Galatasaray'ın bir türlü geliştiremediği o meşhur A Planı, top oldu Ayhan'ın ayağına yapıştı! Ordan oraya çaresizce taşıdı durdu topu. Sonuç: Çoğu kişi Total Futbol beklentisi içindeyken, Hantal Futbol ile yetinmek zorunda kaldı.

Papazın Çukuru


         "Allah rızası için, güzel bir maç lütfen!". Bizi pazar akşamı ekran başında Eduardo Galeano misali dilendiren olay, geçen sezon 0-0 biten derbinin hayal kırıklığıydı. Bu sezon 100. yılına ulaşan derbiye yakışan bir maç için dileniyorduk sahadakilere.

          Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın kapasitesini zorlayan bir kalabalık ve dışarısındaki milyonlar... Onları heyecanlandıracak olan şeyin beklentisi içindeler. Mücadele edin! Allah rızası için! Gol! Allah rızası için!

         Maç başladı. Fenerbahçe daha üstün, Galatasaray bocalamakta. Ve ikinci yarı Galatasaray için tam bir şok ile başlamışken,kötü günündeki Galatasaray'ı maça ortak edecek ve belki de 10 senelik makus talihinden kurtarabilecek an yaşanmaktaydı. Bu aynı zamanda Fenerbahçe'nin Galatasaray'a o umudu yaşatmamak adına direnişinin anı. Evet. Fotoğraf, skoru 2-0'dan 2-1'e getiren Galatasaray'ın golünün fotoğrafı. Top az evvel kaleye doğru yol almış. Ve o top kaleye giderken ardında bu fotoğrafı bırakmış. Aynı kökten çıkmış 2 farklı ağaç gibiler. 100 yıllık ama hâlâ heyecanlı bir hayatı sürmekteler.

        Fotoğrafta yüzlerin değil sadece formaların görünmesi ise bence ayrı bir güzellik. Çünkü asıl efsane şu anda o formayı giyenler değil kulüplerdir. Mücadele bu kulüpler adınadır. Ve bu mücadele de öylesine hırs dolu olmuş ki, Papazın Çayırı'nda o güzelim çukuru açmış. Eyvallah!